Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
başkanlık sistemi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükûmet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi sistem


başkarakter
Anlamı:

1. isim , isim , sinema , sinema , tiyatro , tiyatro , isim , isim , sinema , sinema , tiyatro , tiyatro , Oyunun asıl karakteri, asli tipi


Lisan : Türkçe baş + Fransızca caractère

Telaffuz : ba'şkarakter

başkası

İlgili Kelimeler:

bir başkası

Anlamı:

1. zamir , zamir , zamir , zamir , Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi

Örnek:

1. Sana peşin haber vereyim ki onlar kızlarının başkası ile âşıktaşlık yapmasını istemezler.

1. Sana peşin haber vereyim ki onlar kızlarının başkası ile âşıktaşlık yapmasını istemezler.


başkâtip
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir resmî dairede veya kuruluşta çalışan kâtiplerin başı, başyazman

Örnek:

1. İki üç gün sonra kendisine saraydaki başkâtibin bir kâtibi gelmiş.

1. İki üç gün sonra kendisine saraydaki başkâtibin bir kâtibi gelmiş.


Lisan : Türkçe baş + Arapça kātib

Telaffuz : ba'şkâ:tip

başkâtiplik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başkâtip olma durumu, başyazmanlık

2. Başkâtibin yaptığı iş, başyazmanlık


başkatsayı
Anlamı:

1. isim , isim , matematik , matematik , isim , isim , matematik , matematik , Bir polinomda katsayıları 0'dan farklı olan terimler içerisinde derecesi en büyük olan terimin katsayısı


Baskça
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İspanya'nın Bask bölgesinde kullanılan dil

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu dille yazılmış olan


Özel: Evet

başkemancı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Orkestranın yönetici durumunda olan kemancısı


Telaffuz : ba'şkemancı

başkemancılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başkemancı olma durumu

2. Başkemancının yaptığı iş


başkent
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir

Örnek:

1. Bir akşam, bu servetle başkentin en şık pavyonuna gitmişti.

1. Bir akşam, bu servetle başkentin en şık pavyonuna gitmişti.


Telaffuz : ba'şkent

başkentli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başkentte oturan (kimse), başşehirli

2. Başkentte doğan (kimse), başşehirli


başkentlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başkent olma durumu

Örnek:

1. Ankara'nın başkentliğine bile karar vermemiştik.

1. Ankara'nın başkentliğine bile karar vermemiştik.


başkentlilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başkentli olma durumu, başşehirlilik


başkeşiş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başrahip


Telaffuz : ba'şkeşiş

başkeşişlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başrahiplik


başkesit
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey


Telaffuz : ba'şkesit

basket
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Basketbolda kazanılan sayı

2. Basketbol


Lisan : İngilizce basket

basket yapmak
Anlamı:

1. basketbolda sayı kazanmak


basketbol
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu


Lisan : İngilizce basketball

basketbolcu
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basketbol oyuncusu, basketçi


basketbolculuk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basketbolcunun yaptığı iş, basketçilik


basketçi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basketbolcu

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basketbolcuya özgü

Örnek:

1. Uzun basketçi parmaklarıyla paketinden tebeşir beyazı bir sigara çekti.

1. Uzun basketçi parmaklarıyla paketinden tebeşir beyazı bir sigara çekti.


basketçilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basketbolculuk


baskı

İlgili Kelimeler:

baskı grubu, baskı kalıbı, baskı resim, baskı sayısı, düz baskı, ipek baskı, lüks baskı, oyma baskı, taş baskı, ters baskı, toplumsal baskı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir eserin basılış biçimi veya durumu

Örnek:

1. Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı.

1. Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı.

2. Bası sayısı

Örnek:

1. Bu gazetenin baskısı yüz bindir.

1. Bu gazetenin baskısı yüz bindir.

3. Bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri, edisyon

Örnek:

1. Sözlüğün yeni baskısı.

1. Sözlüğün yeni baskısı.

4. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı

Örnek:

1. Etek baskısı.

1. Etek baskısı.

5. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm

Örnek:

1. Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık.

1. Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık.

6. Bir maddeyi sıkıp ezen alet

7. spor , spor , spor , spor , Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres

8. ruh bilimi , ruh bilimi , ruh bilimi , ruh bilimi , Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu


baskı altında tutmak
Anlamı:

1. özgürlüğünü engellemek, kısıtlamak